Şiddet gören çocukların diğer insanlara güvenemediğini ifade eden Gönül, “Çocuk dünyayı anne ve babasıyla, başka bir deyişle anne ve babasında tanımaya başlar. Güvenli ve sevgi dolu bir ortamda büyüyüp yetişen çocuğun dış dünyaya bakışı da öyle olur. Sosyal ilişkileri kuvvetlidir, dünya onun için öğrenilecek, keşfedilecek şeylerle dolu bir yerdir. Yeni şeyler öğrenme ve yeni insanlarla tanışma hevesi vardır. Her şeyden önce umudu vardır. Şiddet gören ya da şiddete tanık olarak büyüyen çocuk için ise, dünya korkutucu ve tehlikelidir. İnsanlarsa güvenilmezdir. Sosyal ilişki ve yakın ilişki kurmakta zorlanırlar. Kriz anlarıyla baş etmekte sağlıksız yöntemlere başvurabilirler. Şiddeti bir çözüm, haklı olmanın ya da haklı olduğunu göstermenin bir yolu olarak öğrenen çocuk da şiddet uygulayan bir birey haline gelebilir” diye konuştu.
Evde şiddet gören çocukların dışarıdaki tehlikelere daha açık hale gelebildiğini belirten Gönül, “Şiddete maruz kalan çocukların daha çok şiddet uyguluyor ve suça meyilli olması konusunda elimizde şu an bununla ilgili bir istatistik olmadığı için 'evet, kesinlikle öyledir' diyemiyorum. Ama kişisel kanaatim öyle olduğu yönünde. Evde şiddet gören çocuk dışarıdaki tehlikelere daha açık hale gelebiliyor. Evde bulamadığı kabul ve güven duygusunu, farklı çevrelerde ve yasa dışı maddelerde arayabiliyor. Bu konuda anne ve babalara önerim ise, çocuklarının kendilerinden farklı düşünceleri, duyguları, zevkleri ve özellikleri olabilen ayrı bireyler olduğunu kabul edip, çocuklarını her koşulda sevdiklerini göstersinler. Bununla ‘çocuğun her dediğini yapsınlar, her davranışına müsamaha göstersinler, her istediğini alsınlar’ demiyorum. Çocuklarına tabii ki sınır koyacaklar, ama bu fiziksel ya da sözel şiddet uygulamak şeklinde olmamalı” şeklinde konuştu.
İzmir haber